Sustainable - Apple Skin - Vegan

Moda dünyasında “Sürdürülebilirlik” kavramı

Sürdürülebilir moda, son yıllarda sıklıkla duyduğumuz bir kavram.

Peki nedir bu “sürdürülebilir moda”? Tam olarak neye katkı sağlıyor, daha pahalı olmasının karşılığını veriyor mu?

 

Moda sektöründe 80’lerden sonra büyüyen hızlı moda anlayışına karşı gelişmiş olan sürdürülebilir moda hareketi, ekolojik bütünlüğü ve toplumsal adaleti savunarak moda sistemini değiştirmeyi ve yalnızca ürünle değil, modanın bağlantılı olduğu toplumsal, kültürel, ekolojik, finansal sistemleri de dönüştürmeyi hedefliyor. Bu hareketin temelleri 80’li yıllarda modern çevre hareketiyle birlikte atıldı ve 1990’larla birlikte modadaki etkileri gözle görülür hale geldi.

 

Hızlı Moda X Yavaş Moda

80’lerde ortaya çıkan hızlı moda kavramı, tekstil üretiminin Asya’ya kayması ile beraber önlenemez bir yükselişe geçti. 21. yüzyılın başında tüm dünyaya hızla yayılan bir iş modeli haline geldi. Böylece moda endüstrisi de dünyanın en büyük üçüncü sektörü olacak kadar büyüdü.

Ucuz, düşük kaliteli, birkaç kez kullanılıp atılabilir kıyafetlerle birlikte hızlı moda, hem üretimi hem de tüketimi artırdı. Bu da moda sektörünü petrolden sonra dünyayı en çok kirleten ikinci endüstri haline getirdi. “Hızlı moda”, hammaddesi, üretim aşaması, tüketiciye ulaştırılması, kullanılması ve sonraki süreçlerin her biri çevreye büyük zararlar vermekte. Ancak üreticinin ticari açlığı ve tüketicinin sonsuz tüketme duygusu tüm bu gerçekleri maalesef ki gölgelemiş halde.

 

Yavaş moda ise tam da bu noktada modern hayattaki hızlı moda anlayışına karşı doğmuş bir hareket olarak karşımıza çıktı.

Bu hareketin temel felsefesi uzun süreli giyilebilecek, kalitesi yüksek, modası geçmeyecek ürünler üretmek. Yavaş moda, sadece üretim sürecini yavaşlatmak değil; aynı zamanda kâr elde etmenin yanında sosyal sorumluluk, şeffaflık ve diğer temel iş uygulamalarını geliştirmek anlamına da geliyor.

 
 

Tüketim çılgınlığının bu boyutlara ulaşmasında içinde yaşadığımız dönemin de etkisi çok büyük. Sabah yataktan kalktığımız andan itibaren dört bir taraftan alışveriş yapmamız için yeni uyaranlar alıyoruz. Bu uyaranların en etkili olanı da elbette ki sosyal medya. Günlük yaşamımızdaki her şey bizleri daha çok almamız, daha yenisini ve bir üst modeline sahip olmamız konusunda bir yarışa sokmuş gibi görünüyor.

Bu çılgınlığın önünü kesebilecek tek şey bilinçlenmek. Kendimize, çevremize, insanlara ve yaşadığımız dünyaya karşı bilinç kazanmak. Bu noktada da sürdürülebilir moda hareketi devreye giriyor.

Sürdürülebilir moda hareketi son yıllarda yükselişte olsa da kavram olarak tam olarak anlaşılmış ve hayatlarımıza yerleşmiş değil. Ancak son bir kaç yıldaki görünürlük ve güçlü iletişim, konunun gündemlerimizde daha çok yer almasını sağladı.

Birçok hızlı moda markası sürdürülebilirlik konusunda çalışmalar yapmaya, sürdürülebilir koleksiyonlar çıkarmaya başladılar. Bu konunun daha fazla duyulması için pozitif katkı sağlayan bir gelişme. Ancak asıl önemli olan en ince detayına kadar “sürdürülebilir” olan yavaş moda markalarına olan yatırımın artıyor oluşu. Bu üretici için de tüketici için de büyük bir sorumluluk.

 

Bu noktada tüketicilere düşen, kendimize ve çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak için bu sorumluluğumuzun farkında olmak. Bu konudaki bilgi kirliliğine kapılmayarak, bilinçli tüketime hayatımıza sokmak. Soru sormak, öğrenmek, hissetmek ve alışkanlıkların değişebileceğine inanmak.

Dünya bir tane ve başka yok!

Previous Article Next Article

Recently Viewed

Haber Bültenimize Üye Ol!
İLK ALIŞVERİŞİNİZE ÖZEL %15 İNDİRİM KODUNUZ:WLCM15
Teşekkür ederim, kapat.

Availability